Çeşitli Konularda İngilizce Diyaloglar Okuyun

İngilizce çeşitli konularda diyalog örneklerini aşağıda bulabilirsiniz. Ayrıca her diyaloğu sesli olarak dinleyebilirsiniz.


Dialogue 1: “Job Interview” Diyalog 1: “İş Görüşmesi”



A: Hi, can you tell me about your experience?
A: Merhaba, bana deneyimlerinizi söyler misiniz?

B: Yes, I have 5 years of experience in marketing.
B: Evet, pazarlama alanında 5 yıllık tecrübem var.

A: What are your strengths?
A: Uzman olduğunuz alanlar nedir?

B: I’m good at building relationships with clients and developing marketing strategies.
B: Müşteri ilişkilerinde ve pazarlama stratejileri geliştirmede iyiyimdir.

A: How do you handle pressure?
A: Zorluklarla nasıl başa çıkıyorsunuz?

B: I try to stay organized and prioritize my tasks.
B: Düzenli kalmaya ve görevlerime öncelik vermeye çalışıyorum.

A: Can you work well in a team?
A: Bir takımda iyi çalışabilir misiniz?

B: Yes, I have experience working in cross-functional teams.
B: Evet, fonksiyonlar arası ekiplerde çalışma deneyimim var.

A: Why do you want to work here?
A: Neden burada çalışmak istiyorsunuz?

B: I’m impressed by the company’s mission and values.
B: Şirketin misyonundan ve değerlerinden etkilendim.

A: How would you approach a new project?
A: Yeni bir projeye nasıl yaklaşırsınız?

B: I would start by understanding the goals and objectives of the project.
B: Projenin amaçlarını ve hedeflerini anlayarak başlardım.

A: Can you give an example of a successful project you’ve worked on?
A: Üzerinde çalıştığınız başarılı bir projeye örnek verebilir misiniz?

B: I developed a social media campaign that resulted in a 20% increase in sales.
B: Satışlarda %20 artış sağlayan bir sosyal medya kampanyası geliştirdim.

A: What are your salary expectations?
A: Maaş beklentiniz nedir?

B: I’m hoping for a salary in the range of $60,000 to $70,000.
B: 60.000 ila 70.000 dolar arasında bir maaş almayı umuyorum.

A: Thank you for coming in today.
A: Bugün geldiğiniz için teşekkür ederim.

B: Thank you for the opportunity.
B: Fırsat için teşekkürler.


Dialogue 2: “At the Coffee Shop” Diyalog 2: “Kahve Dükkanında”



A: Hi, what can I get for you?
A: Merhaba, sizin için ne getireyim?

B: I’ll have a latte, please.
B: Ben bir latte alayım, lütfen.

A: Would you like any flavor syrup in that?
A: İçinde herhangi bir aroma ister misiniz?

B: No, just plain is fine.
B: Hayır, sadece sade olsun.

A: Would you like a pastry with that?
A: Yanında bir hamur işi arzu eder misiniz?

B: Yes, I’ll have a blueberry muffin.
B: Evet, yaban mersinli kek alacağım.

A: Here you go, that will be $7.50.
A: Buyrun, 7,50 dolar tutuyor.

B: Thanks, here’s $10.
B: Teşekkür ederim, işte 10 dolar.

A: Thank you, your change is $2.50. A: Teşekkürler, para üstünüz 2,50 dolar.
B: Thanks. Teşekkürler.

A: Are you staying to drink your latte?
A: Lattenizi burada mı içeceksiniz?

B: Yes, I’ll sit over there.
B: Evet, şurada oturacağım.

A: Great, I’ll bring your muffin over to you.
A: Harika, size kekinizi getireyim.

B: Thanks.
B: Teşekkür ederim.

A: Enjoy your coffee and muffin!
A: Kahvenizin ve kekinizin tadını çıkarın! (Afiyet olsun!)

B: Thanks.
B: Teşekkür ederim.


Dialogue 3: “In the Park” Diyalog 3: “Parkta”



A: Hey, did you bring the frisbee?
A: Hey, frizbiyi getirdin mi?

B: Yeah, it’s in my bag.
B: Evet, çantamda.

A: Great, let’s find a spot to play.
A: Harika, hadi oynayacak bir yer bulalım.

B: How about over by the trees?
B: Ağaçların yanına ne dersin?

A: Sure, that looks good.
A: Elbette, bu iyi bir fikir.

B: You ready to throw?
B: Atmaya hazır mısın?

A: Yeah, let’s do it.
A: Evet, hadi başlayalım.

B: Nice catch!
B: Güzel yakalama!

A: Thanks, your turn to throw.
A: Teşekkürler, sıra sende.

B: Here it comes!
B: İşte geliyor!

A: Whoops, I missed it.
A: Hay aksi, kaçırdım.

B: That’s okay, let’s try again.
B: Sorun değil, tekrar deneyelim.

A: I’ll try to catch it this time.
A: Bu sefer yakalamaya çalışacağım.

B: You got it!
B: Anladın!


Dialogue 4: “At the Library” Diyalog 4: “Kütüphanede”



A: Hi, do you have a library card?
A: Merhaba, kütüphane kartınız var mı?

B: No, I don’t.
B: Hayır, yok.

A: No problem, we can sign you up for one. Can I see your ID?
A: Sorun değil, sizin adınıza bir tane çıkarırız. Kimliğinizi görebilir miyim?

B: Sure, here it is.
B: Tabii, işte burada.

A: Thanks. Do you have proof of address?
A: Teşekkürler. Adresinizi gösteren bir şey var mı?

B: Yes, here’s a recent utility bill.
B: Evet, işte yakın zamanda gelen bir elektrik faturası.

A: Great, I’ll just enter this information into the system.
A: Harika, sadece bu bilgileri sisteme gireceğim.

B: What can I do with a library card?
B: Kütüphane kartıyla ne yapabilirim?

A: You can borrow books, movies, and music. You can also access our online resources.
A: Kitap, film ve müzik ödünç alabilirsiniz. Ayrıca online kaynaklarımıza da erişebilirsiniz.

B: That sounds useful.
B: Faydalı görünüyor.

A: Here’s your card. Do you need help finding anything today?
A: İşte kartınız. Bugün bir şey bulmak için yardıma ihtiyacınız var mı?

B: Yes, I’m looking for a book on cooking.
B: Evet, yemek pişirme üzerine bir kitap arıyorum.

A: Okay, let me show you where the cookbook section is.
A: Tamam, size yemek kitabı bölümünün nerede olduğunu göstereyim.


Dialogue 5: “At the Gym” Diyalog 5: “Spor Salonunda”



A: Hey, have you been using the bench press lately?
A: Hey, son zamanlarda ağırlık sehpası kullanıyor musun?

B: No, I haven’t. Why do you ask?
B: Hayır, kullanmıyorum. Neden soruyorsun?

A: I noticed it’s been out of order for a while.
A: Bir süredir kullanım dışı olduğunu fark ettim.

B: Oh, really? That’s too bad.
B: Ah, gerçekten mi? Bu çok kötü.

A: Yeah, I’ve been trying to do more chest exercises but I need that bench.
A: Evet, daha çok göğüs egzersizi yapmaya çalışıyorum ama o alete ihtiyacım var.

B: Have you tried using the dumbbells instead?
B: Onun yerine dambıl kullanmayı denedin mi?

A: I have, but it’s not quite the same.
A: Var ama tam olarak aynı değil.

B: Well, hopefully they’ll fix it soon.
B: Umarım yakında düzeltirler.

A: Yeah, I hope so.
A: Evet, umarım..


Dialogue 6: “In the Classroom” Diyalog 6: “Sınıfta”



A: Hey, do you understand this math problem?
A: Hey, bu matematik problemini anlıyor musun?

B: No, I’m really struggling with it.
B: Hayır, bununla gerçekten mücadele ediyorum.

A: Let’s work on it together. What’s tripping you up?
A: Birlikte çalışalım. Seni ne zorluyorr?

B: I’m not sure where to start.
B: Nereden başlayacağımı bilmiyorum.

A: Okay, let’s read through the problem and see if we can identify what information we need to solve it.
A: Tamam, problemi baştan sona okuyalım ve çözmek için neler yapabileceğimize bakalım.

B: I think we need to find the circumference of the circle.
B: Çemberin çevresini bulmamız gerektiğini düşünüyorum.

A: Right. Do you remember the formula for finding the circumference?
A: Doğru. Çevreyi bulma formülünü hatırlıyor musun?

B: No, I don’t.
B: Hayır, bilmiyorum.

A: It’s pi times the diameter of the circle. Can you find the diameter in the problem?
A: Çemberin çapının pi katıdır. Problemdeki çapı bulabilir misin?

B: I think it’s 10 inches.
B: Sanırım 10 inç.

A: Great. So the circumference would be 10 times pi, or about 31.4 inches.
A: Harika. Yani çevre 10 çarpı pi veya yaklaşık 31.4 inç olacaktır.


Dialogue 7: “On the Subway” Diyalog 7: “Metroda”



A: Excuse me, do you know what stop this is?
A: Affedersiniz, bunun hangi durak olduğunu biliyor musunuz?

B: Yeah, this is 42nd Street.
B: Evet, burası 42. Cadde.

A: Thanks. I’m trying to get to Times Square, is that the next stop?
A: Teşekkürler. Times Meydanı’na gitmeye çalışıyorum, sıradaki durak orası mı?

B: No, it’s the one after that.
B: Hayır, bir sonraki.

A: Okay, thanks for letting me know.
A: Tamam, haber verdiğiniz için teşekkürler.

B: No problem. Are you new to the city?
B: Sorun değil. Şehre yeni mi geldiniz?

A: Yeah, I just moved here.
A: Evet, buraya yeni taşındım.

B: It can be a bit overwhelming at first, but you’ll get the hang of it.
B: İlk başta biraz bunaltıcı olabilir ama alışırsınız.

A: I hope so.
A: Umarım öyle olur.

B: If you have any questions, feel free to ask.
B: Herhangi bir sorunuz varsa, sormaktan çekinmeyin.


Dialogue 8: “At the Store” Diyalog 8: “Mağazada”



A: Hi, do you have this shirt in a different color?
A: Merhaba, bu gömleğin farklı rengi var mı?

B: Let me check. What size do you need?
B: Kontrol edeyim. Size hangi beden gerekiyor?

A: I need a medium.
A: Bana orta boy lazım.

B: Okay, we have it in blue, green, and red.
B: Tamam, elimizde mavi, yeşil ve kırmızı var.

A: I’ll take the green one.
A: Yeşil olanı alacağım.

B: Great choice. Can I get anything else for you?
B: Harika bir seçim. Sizin için başka bir şey yapabilir miyim?

A: No, that’s it.
A: Hayır, bu kadar.

B: Okay, that will be $29.99.
B: Tamam, 29,99 dolar tutuyor.

A: Here you go.
A: Buyurun.

B: Thank you. Have a great day!
B: Teşekkür ederim. İyi günler!

A: You too.
A: Size de.


Dialogue 9: “At the Restaurant” Diyalog 9: “Restoranda”



A: This restaurant is really busy tonight.
A: Bu restoran bu gece gerçekten meşgul.

B: Yeah, it’s always packed on Friday evenings.
B: Evet, cuma akşamları hep dolu olur.

A: I’m glad we got a table. What do you recommend on the menu?
A: Bir masamız olduğuna sevindim. Menüde ne önerirsiniz?

B: The salmon is really good, and the steak is always a safe choice.
B: Somon gerçekten iyidir ve biftek her zaman güvenli bir seçimdir.

A: I think I’ll go for the salmon. How about you?
A: Sanırım somon balığı yiyeceğim. Peki ya sen?

B: I’m going to try the pasta dish.
B: Makarna yemeğini deneyeceğim.

A: Sounds good. Have you been here before?
A: Kulağa hoş geliyor. Daha önce burada bulundun mu?

B: Yeah, a few times. The food is always great.
B: Evet, birkaç kez. Yemek her zaman harikadır.

A: That’s good to hear. Do you want to split an appetizer?
A: Bunu duymak güzel. Bir meze tavsiye etmek ister misin?

B: Sure, how about the bruschetta?
B: Tabii, bruschetta’ya ne dersin?


Dialogue 10: “At the Doctor’s Office” Diyalog 10: “Doktorun Muayenehanesinde”



A: Hey, have you been waiting long?
A: Hey, uzun zamandır mı bekliyorsun?

B: No, I just got here. How about you?
B: Hayır, yeni geldim. Peki ya sen?

A: I’ve been waiting for about 20 minutes.
A: Yaklaşık 20 dakikadır bekliyorum.

B: That’s not too bad. Why are you here?
B: O kadar da kötü değil. Neden buradasın?

A: I’m just getting a check-up. How about you?
A: Sadece bir check-up yaptırıyorum. Peki ya sen?

B: I have a sore throat and a cough.
B: Boğazım ağrıyor ve öksürüyorum.

A: That doesn’t sound fun.
A: Kulağa hoş gelmiyor.

B: No, it’s been bothering me for a few days.
B: Hayır, birkaç gündür beni rahatsız ediyor.

A: I hope you feel better soon. I hate going to the doctor’s office.
A: Umarım yakında daha iyi hissedersin. Doktorun ofisine gitmekten nefret ediyorum.

B: Me too, but it’s better to get checked out.
B: Ben de ama kontrole gitsen iyi olur.


Dialogue 11: “In the Office” Diyalog 11: “Ofiste”



A: Hey, do you have a minute?
A: Hey, bir dakikan var m?

B: Sure, what’s up?
B: Tabii, ne var?

A: I’m having trouble with this project. Can you take a look at it?
A: Bu projeyle ilgili sorun yaşıyorum. Şuna bir bakar mısın?

B: Of course. What’s the problem?
B: Elbette. Sorun nedir?

A: I can’t figure out how to make this section work.
A: Bu bölümü nasıl çalıştıracağımı anlayamıyorum.

B: Let me see. Have you tried using a different approach?
B: Bir bakayım. Farklı bir yaklaşım kullanmayı denediniz mi?

A: I haven’t, do you have any suggestions?
A: Yapmadım, herhangi bir öneriniz var mı?

B: I think we should break it down into smaller parts and tackle each one separately.
B: Bence onu daha küçük parçalara ayırmalı ve her birini ayrı ayrı ele almalıyız.

A: That sounds like a good idea.
A: Kulağa iyi bir fikir gibi geliyor.

B: Yeah, sometimes it helps to take a step back and look at things from a different angle.
B: Evet, bazen bir adım geri çekilip olaylara farklı bir açıdan bakmak yardımcı oluyor.


Dialogue 12: “On the Phone” Diyalog 12: “Telefonda”



A: Hello?
A: Merhaba?

B: Hey, it’s me. Can you talk?
B: Hey, benim. Konuşabilir misin?

A: Yeah, what’s up?
A: Evet, naber?

B: I need your help with something. Can you come over to my place?
B: Bir konuda yardımına ihtiyacım var. Benim yerime gelebilir misin?

A: Sure, what do you need help with?
A: Elbette, hangi konuda yardıma ihtiyacın var?

B: I’m trying to fix my computer and I’m completely lost.
B: Bilgisayarımı tamir etmeye çalışıyorum ve tamamen kayboldum.

A: Okay, I’ll be over in about 20 minutes.
A: Tamam, yaklaşık 20 dakika içinde orada olacağım.

B: Thanks, you’re a lifesaver.
B: Teşekkürler, sen bir cankurtaransın.

A: No problem, I’m happy to help.
A: Sorun değil, yardımcı olmaktan memnuniyet duyarım.

B: See you soon.
B: Yakında görüşürüz.


Dialogue 13: “At the Beach” Diyalog 13: “Plajda”



A: This is a great day to be at the beach.
A: Bu, sahilde olmak için harika bir gün.

B: Yeah, the weather is perfect.
B: Evet, hava mükemmel.

A: Do you want to go for a swim?
A: Yüzmeye gitmek ister misin?

B: I think I’ll just relax on the sand for a bit.
B: Sanırım biraz kumların üzerinde dinleneceğim.

A: Okay, I’m going to take a dip in the water.
A: Tamam, ben suya dalacağım.

B: Be careful, the current can be strong.
B: Dikkatli olun, akım güçlü olabilir.

A: Thanks for the warning. Do you want me to watch your stuff while you relax?
A: Uyarı için teşekkürler. Sen dinlenirken eşyalarına bakmamı ister misin?

B: That would be great. Thanks.
B: Bu harika olurdu. Teşekkürler.

A: No problem. Enjoy your nap.
A: Sorun değil. Şekerlemenin tadını çıkar.


Dialogue 14: “At the Gym” Diyalog 14: “Spor Salonunda”



A: Hey, have you seen the new gym equipment?
A: Hey, yeni spor salonu ekipmanını gördün mü?

B: No, I haven’t. Is it good?
B: Hayır, görmedim. İyi mi?

A: It’s amazing. They just got some new weightlifting machines.
A: Harika. Yeni halter makineleri aldılar.

B: That sounds cool. I might have to check it out.
B: Kulağa hoş geliyor. Kontrol etmem gerekebilir.

A: You definitely should. I can show you how to use them if you want.
A: Kesinlikle yapmalısın. İstersen sana onları nasıl kullanacağını gösterebilirim.

B: That would be great. Thanks for offering.
B: Bu harika olurdu. Teklifin için teşekkürler.

A: No problem. It’s always more fun to work out with someone else.
A: Sorun değil. Başka biriyle çalışmak her zaman daha eğlencelidir.


Dialogue 15: “At the Park” Diyalog 15: “Parkta”



A: This is a really nice park. I’ve never been here before.
A: Burası gerçekten güzel bir park. Daha önce hiç burada bulunmadım.

B: Yeah, it’s one of my favorites. The trails are really peaceful.
B: Evet, favorilerimden biri. Yollar gerçekten huzurlu.

A: I can see why. It’s really beautiful here.
A: Nedenini anlayabiliyorum. Burası gerçekten çok güzel.

B: Have you ever gone kayaking on the lake here?
B: Burada hiç gölde kanoya gittin mi?

A: No, I haven’t. That sounds fun though.
A: Hayır, yapmadım. Kulağa eğlenceli geliyor.

B: We should rent a kayak next time we come here.
B: Bir dahaki sefere buraya geldiğimizde bir kano kiralamalıyız.

A: That’s a great idea. Let’s do it.
A: Bu harika bir fikir. Hadi yapalım.


Dialogue 16: “In the Classroom” Diyalog 16: “Sınıfta”



A: Can you help me with this math problem?
A: Bu matematik probleminde bana yardım eder misin?

B: Sure, which one is giving you trouble?
B: Tabii, hangisi sana sorun çıkarıyor?

A: This one right here. I don’t understand the formula.
A: Buradaki bu formülü anlamadım

B: Okay, let me take a look. So, the first step is to…
B: Tamam, bir bakayım. Yani, ilk adım…

A: Oh, I get it now. Thank you so much.
A: Ah, şimdi anladım. Çok teşekkür ederim.

B: No problem. Math can be tricky sometimes.
B: Sorun değil. Matematik bazen yanıltıcı olabilir.


Dialogue 17: “On the Subway” Diyalog 17: “Metroda”



A: Excuse me, is this seat taken?
A: Affedersiniz, bu koltuk dolu mu?

B: No, go ahead and sit down.
B: Hayır, devam et ve otur.

A: Thank you. It’s pretty crowded in here today.
A: Teşekkür ederim. Bugün burası oldukça kalabalık.

B: Yeah, it’s rush hour. Everyone is trying to get home.
B: Evet, yoğun saat. Herkes eve gitmeye çalışıyor.

A: I’m just glad I caught this train. I hate being late.
A: Bu treni yakaladığım için mutluyum. Geç kalmaktan nefret ederim.

B: Same here. I always try to leave a few extra minutes early.
B: Burada da aynı. Her zaman fazladan birkaç dakika erken ayrılmaya çalışırım.

A: That’s a good idea. I should do that too.
A: Bu iyi bir fikir. Ben de yapmalıyım.


Dialogue 18: “At the Museum” Diyalog 18: “Müzede”



A: Have you ever been to this museum before?
A: Daha önce bu müzeye gittin mi?

B: No, this is my first time. It’s really impressive.
B: Hayır, bu benim ilk seferim. Gerçekten etkileyici.

A: Yeah, there are so many cool exhibits. Which one do you want to see first?
A: Evet, çok güzel sergiler var. Önce hangisini görmek istersin?

B: How about the dinosaur exhibit?
B: Dinozor sergisine ne dersin?

A: That sounds awesome. I heard they have a T-Rex skeleton on display.
A: Kulağa harika geliyor. Sergilenen bir T-Rex iskeleti olduğunu duydum.

B: Wow, that’s really cool. Let’s check it out.
B: Vay canına, bu gerçekten harika. Hadi kontrol edelim.


Dialogue 19: “At the Restaurant” Diyalog 19: “Restoranda”



A: What are you thinking about ordering?
A: Sipariş vermek hakkında ne düşünüyorsunuz?

B: I’m not sure. Everything looks good.
B: Emin değilim. Her şey iyi gözüküyor.

A: The salmon dish is really popular here. I’ve had it before and it’s delicious.
A: Somon yemeği burada gerçekten popüler. Daha önce yedim ve çok lezzetli.

B: I was actually thinking about getting the steak.
B: Aslında biftek almayı düşünüyordum.

A: That’s a good choice too. The chef is really skilled with steaks.
A: Bu da iyi bir seçim. Şef, biftek konusunda gerçekten yeteneklidir.

B: Okay, I’ll go with the steak then. Thanks for the recommendation.
B: Tamam, o zaman biftek alacağım. Tavsiye için teşekkürler.


Dialogue 20: “In the Office” Diyalog 20: “Ofiste”



A: Hey, have you seen the new employee yet?
A: Hey, yeni çalışanı gördün mü?

B: No, I haven’t. Who is it?
B: Hayır, yapmadım. Kim o?

A: Her name is Sarah. She just started today.
A: Onun adı Sarah. Daha bugün başladı.

B: Oh, I think I saw her during orientation. She seemed nice.
B: Oh, sanırım oryantasyon sırasında onu gördüm. Hoş görünüyordu.

A: Yeah, I talked to her for a bit earlier. She’s really friendly.
A: Evet, onunla biraz önce konuştum. O gerçekten arkadaş canlısı.


Dialogue 21: “At the Airport” Diyalog 21: “Havaalanında”



A: Do you have your boarding pass and ID ready?
A: Biniş kartınız ve kimliğiniz hazır mı?

B: Yes, I do. I made sure to keep them easily accessible.
B: Evet, hazır. Kolayca erişilebilir olmalarını sağladım.

A: That’s a good idea. The lines can get pretty long here.
A: Bu iyi bir fikir. Çizgiler burada oldukça uzun olabilir.

B: I know. I’m just hoping my flight isn’t delayed.
B: Biliyorum. Umarım uçağım rötar yapmaz.

A: Yeah, delays can be a real pain. But at least there are plenty of shops and restaurants to pass the time.
A: Evet, gecikmeler gerçek bir acı olabilir. Ama en azından vakit geçirmek için çok sayıda dükkan ve restoran var.


Dialogue 22: “On the Phone” Diyalog 22: “Telefonda”



A: Hey, what’s up?
A: Hey, naber?

B: Not much, just wanted to call and chat for a bit.
B: Çok iyi değil, sadece arayıp sohbet etmek istedim.

A: Sure, I have some time. What do you want to talk about?
A: Tabii, biraz zamanım var. Ne hakkında konuşmak istiyorsun?

B: Have you watched any good movies or shows lately?
B: Son zamanlarda iyi bir film veya dizi izledin mi?

A: Actually, I just finished binging this new show on Netflix. It was really good.
A: Aslında, Netflix’teki bu yeni şovu izlemeyi yeni bitirdim. Gerçekten iyiydi.

B: Oh, which one? I’m always looking for something new to watch.
B: Ah, hangisi? Her zaman izleyecek yeni bir şeyler arıyorum.

A: It’s called “The Queen’s Gambit.” You should definitely check it out.
A: Buna “Vezir Gambiti” deniyor. Kesinlikle bakmalısın.


Dialogue 23: “At the Concert” Diyalog 23: “Konserde”



A: This band is amazing. I’m so glad we came to see them.
A: Bu grup harika. Onları görmeye geldiğimiz için çok mutluyum.

B: Yeah, they’re really talented. And the energy here is great.
B: Evet, gerçekten yetenekliler. Ve buradaki enerji harika.

A: Definitely. Everyone is having a good time.
A: Kesinlikle. Herkes iyi vakit geçiriyor.

B: Hey, do you want to try and move up closer to the stage?
B: Hey, sahneye yaklaşmayı denemek ister misin?

A: Yes, let’s do it. It’ll be even better up there.
A: Evet, yapalım. Orası daha da iyi olacak.


Dialogue 24: “In the Classroom” Diyalog 24: “Sınıfta”



A: Did you understand the lesson today?
A: Bugünkü dersi anladın mı?

B: No, I didn’t get it at all. I might need some extra help.
B: Hayır, hiç anlamadım. Fazladan yardıma ihtiyacım olabilir.

A: Don’t worry, I can help you after class. We can go over the material together.
A: Endişelenme, dersten sonra sana yardım edebilirim. Malzemenin üzerinden birlikte geçebiliriz.

B: That would be great. Thanks for offering to help.
B: Bu harika olurdu. Yardım teklif ettiğin için teşekkürler.


Dialogue 25: “At the Gym” Diyalog 25: “Spor Salonunda”



A: How many reps are you doing for this exercise?
A: Bu egzersiz için kaç tekrar yapıyorsunuz?

B: I’m doing three sets of 10 reps.
B: 10 tekrardan oluşan üç set yapıyorum.

A: Okay, I’ll join you. It’s always better to have a workout buddy.
A: Tamam, sana katılacağım. Bir egzersiz arkadaşına sahip olmak her zaman daha iyidir.

B: Sure thing. Let’s push each other to our limits.
B: Elbette. Birbirimizin sınırlarını zorlayalım.


Dialogue 26: “In the Store” Diyalog 26: “Mağazada”



A: I’m looking for a gift for my friend. Do you have any suggestions?
A: Arkadaşım için bir hediye arıyorum. Öneriniz var mı?

B: Well, we have a wide range of items. What does your friend like?
B: Pekala, geniş bir ürün yelpazemiz var. Arkadaşınız nelerden hoşlanır?

A: She’s really into fitness and health.
A: Aslında o zindelik ve sağlıkla ilgileniyor.

B: We have some great fitness trackers and water bottles. They make perfect gifts for people like your friend.
B: Bazı harika spor izcilerimiz ve su şişelerimiz var. Arkadaşınız gibi insanlar için mükemmel hediyeler.


Dialogue 27: “At the Park” Diyalog 27: “Parkta”



A: This is such a beautiful day. I’m glad we decided to come out and enjoy it.
A: Bu çok güzel bir gün. Dışarı çıkıp keyfini çıkarmaya karar verdiğimize sevindim.

B: Yeah, the weather is perfect for a picnic. I packed some sandwiches and fruits.
B: Evet, hava piknik için mükemmel. Biraz sandviç ve meyve paketledim.

A: That’s awesome. I brought some drinks and snacks too. Let’s find a nice spot to set up.
A: Bu harika. İçecekler ve atıştırmalıklar da getirdim. Kurmak için güzel bir yer bulalım.


Dialogue 28: “At the Museum” Diyalog 28: “Müzede”



A: What do you think of this painting?
A: Bu resim hakkında ne düşünüyorsun?

B: I’m not sure. I don’t really understand abstract art.
B: Emin değilim. Soyut sanattan pek anlamıyorum.

A: That’s okay. Art is subjective and everyone has their own taste.
A: Sorun değil. Sanat özneldir ve herkesin kendi zevki vardır.

B: I appreciate the colors and the brushstrokes, but I’m not sure what the artist was trying to convey.
B: Renkleri ve fırça darbelerini takdir ediyorum ama sanatçının ne anlatmaya çalıştığından emin değilim.

A: That’s a valid perspective. Sometimes art is open to interpretation.
A: Bu geçerli bir bakış açısı. Bazen sanat yoruma açıktır.


Dialogue 29: “In the Coffee Shop” Diyalog 29: “Kahve Dükkanında”



A: What would you like to order?
A: Ne sipariş etmek istersiniz?

B: I think I’ll get a latte and a croissant.
B: Sanırım bir latte ve bir kruvasan alacağım.

A: Good choice. I’ll have a cappuccino and a blueberry muffin.
A: İyi bir seçim. Bir kapuçino ve yaban mersinli kek alacağım.

B: Sounds delicious. Let’s grab a table by the window.
B: Kulağa lezzetli geliyor. Pencere kenarında bir masa tutalım.


Dialogue 30: “In the Office” Diyalog 30: “Ofiste”



A: Can you help me with this spreadsheet?
A: Bu e-tabloda bana yardımcı olabilir misiniz?

B: Sure thing. What do you need help with?
B: Elbette. Ne konuda yardıma ihtiyacın var?

A: I need to calculate the total sales for each region.
A: Her bölge için toplam satışları hesaplamam gerekiyor.

B: No problem. Let me show you some shortcuts that will make your job easier.
B: Sorun değil. Size işinizi kolaylaştıracak bazı kısayollar göstereyim.


Dialogue 31: “At the Concert” Diyalog 31: “Konserde”



A: This is my first time at a concert. I’m so excited!
A: Bu benim ilk kez bir konserde oluşum. Çok heyecanlıyım!

B: You’re going to love it. The energy here is amazing.
B: Buna bayılacaksın. Buradaki enerji inanılmaz.

A: I can feel the bass in my chest. It’s like a heartbeat.
A: Bası göğsümde hissedebiliyorum. Kalp atışı gibi.

B: That’s the beauty of live music. It’s an experience that can’t be replicated.
B: Canlı müziğin güzelliği bu. Bu, benzersiz bir deneyim.


Dialogue 32: “In the Car” Diyalog 32: “Arabada”



A: I can’t believe how bad the traffic is today.
A: Bugün trafiğin ne kadar kötü olduğuna inanamıyorum.

B: I know. It’s like everyone decided to drive at the same time.
B: Biliyorum. Sanki herkes aynı anda araba kullanmaya karar vermiş gibi.

A: We’re going to be late for the movie.
A: Filme geç kalacağız.

B: Let’s take a detour and see if we can find a faster route.
B: Biraz dolambaçlı yoldan gidelim ve daha hızlı bir rota bulabilecek miyiz bakalım.


Dialogue 33: “At the Beach” Diyalog 33: “Plajda”



A: This is my favorite spot on the beach. It’s so peaceful here.
A: Burası sahildeki en sevdiğim yer. Burası çok huzurlu.

B: I can see why. The water is so clear and the sand is soft.
B: Nedenini anlayabiliyorum. Su çok berrak ve kum yumuşak.

A: Let’s go for a swim. The water is perfect.
A: Haydi yüzmeye gidelim. Su mükemmel.

B: You’re right. It’s not too cold and not too warm. Just right.
B: Haklısın. Çok soğuk değil ve çok sıcak değil. Tam kararında.


Dialogue 34: “At the Gym” Diyalog 34: “Spor Salonunda”



A: Hey, do you know how to use this machine?
A: Hey, bu makinenin nasıl kullanıldığını biliyor musun?

B: Yeah, it’s pretty simple. Let me show you.
B: Evet, oldukça basit. Sana göstereyim.

A: Thanks, I appreciate it. I’m new to the gym.
A: Teşekkürler, minnettarım. Spor salonunda yeniyim.

B: No worries. We all started somewhere.
B: Endişelenme. Hepimiz bir yerden başladık.


Dialogue 35: “In the Library” Diyalog 35: “Kütüphanede”



A: Excuse me, do you know where the science section is?
A: Affedersiniz, bilim bölümünün nerede olduğunu biliyor musunuz?

B: Sure, it’s on the second floor, aisle 5.
B: Tabii, ikinci katta, 5. koridorda.

A: Thank you. I’m doing research for a project.
A: Teşekkür ederim. Bir proje için araştırma yapıyorum.

B: Good luck with your project.
B: Projenizde bol şanslar.


Dialogue 36: “At the Park” Diyalog 36: “Parkta”



A: Can you throw a frisbee?
A: Frizbi atabilir misin?

B: Yeah, I can. Why don’t we play catch?
B: Evet, yapabilirim. Neden yakalamaca oynamıyoruz?

A: That sounds like fun. I haven’t played frisbee in ages.
A: Kulağa eğlenceli geliyor. Uzun zamandır frizbi oynamadım.

B: It’s a great way to get some exercise and have fun at the same time.
B: Biraz egzersiz yapmanın ve aynı zamanda eğlenmenin harika bir yolu.


Dialogue 37: “At the Restaurant” Diyalog 37: “Restoranda”



A: Have you decided what you want to order?
A: Ne sipariş etmek istediğinize karar verdiniz mi?

B: I’m not sure. Everything looks so good.
B: Emin değilim. Her şey çok iyi görünüyor.

A: I recommend the grilled salmon. It’s my favorite dish here.
A: Izgara somonu tavsiye ederim. Burada en sevdiğim yemek.

B: That sounds good. I’ll have that.
B: Kulağa hoş geliyor. Bunu alacağım.


Dialogue 38: “At the Museum” Diyalog 38: “Müzede”



A: Look at this painting. It’s amazing.
A: Bu resme bakın. Bu harika.

B: Yeah, the colors are so vibrant.
B: Evet, renkler çok canlı.

A: I wonder what inspired the artist to create this.
A: Sanatçıya bunu yaratması için neyin ilham verdiğini merak ediyorum.

B: Maybe we can find some information in the brochure.
B: Belki broşürde bazı bilgiler bulabiliriz.

Bir yanıt yazın