Günlük Konuşmalarda Kullanabileceğiniz 50 Önemli İngilizce Fiil

Merhaba arkadaşlar.. Bu derste günlük konuşmalarda sıkça kullanılan 50 önemli İngilizce fiili ve bunların Türkçe anlamlarını öğreneceğiz. Ayrıca, her bir fiil için kısa bir cümle örneği de hazırladım. Bu fiiller, özellikle Amerikan İngilizcesi öğrenmek isteyenler için çok yararlıdır. Bu filleri öğrendikten sonra, İngilizce cümle kurmakta zorlanmayacaksınız.

1. ask (sormak):
Please ask questions at the end of the presentation.
(Lütfen sunumun sonunda sorular sorun.)


2. be (olmak):
Carla is a yoga teacher.
(Carla bir yoga öğretmenidir.)


3. become (olmak):
I became a teacher in 2002.
(2002 yılında öğretmen oldum.)


4. bring (getirmek):
I’m cooking dinner and Greg is bringing dessert.
(Akşam yemeği pişiriyorum ve Greg tatlı getiriyor.)


5. buy (almak):
I only buy organic produce.
(Sadece organik ürünler alıyorum.)


6. call (aramak):
Here is my phone number, call me any time.
(İşte telefon numaram, istediğin zaman ara beni.)


7. can (yapabilmek):
Can you swim?
(Yüzebilir misin?)


8. choose (seçmek):
Choose your favourite flavour: chocolate or vanilla.
(Favori lezzetini seç: çikolata mı vanilya mı.)


9. come (gelmek):
Come to the cinema with us tonight.
(Bu akşam bizimle sinemaya gel.)


10. do (yapmak):
What are you doing at the weekend?
(Hafta sonu ne yapıyorsun?)


11. drink (içmek):
I drink a green tea every morning.
(Her sabah yeşil çay içiyorum.)


12. eat (yemek):
Kelly is a vegetarian, she doesn’t eat meat.
(Kelly bir vejetaryendir, et yemez.)


13. feel (hissetmek):
I was sick last week, but today I feel better.
(Geçen hafta hastaydım ama bugün kendimi daha iyi hissediyorum.)


14. find (bulmak):
Oh no, I can’t find my keys!
(Ah hayır, anahtarlarımı bulamıyorum!)


15. get (almak):
Get some flour at the supermarket, please.
(Lütfen süpermarketten biraz un al.)


16. give (vermek):
I give money to charity every month.
(Her ay hayır kurumuna para veriyorum.)


17. go (gitmek):
Clare goes to the gym three times a week.
(Clare haftada üç kez spor salonuna gider.)


18. have (sahip olmak):
Do you have any brothers or sisters?
(Hiç erkek ya da kız kardeşin var mı?)


19. hear (duymak):
Did you hear that noise?
(O sesi duydun mu?)


20. help (yardım etmek):
Can you help me with this homework?
(Bana bu ödevde yardım edebilir misin?)


21. know (bilmek):
I know the answer to this question.
(Bu sorunun cevabını biliyorum.)


22. learn (öğrenmek):
I want to learn Spanish.
(İspanyolca öğrenmek istiyorum.)


23. like (sevmek):
I like your new haircut.
(Yeni saç kesimin hoşuma gitti.)


24. listen (dinlemek):
Listen to this song, it’s amazing.
(Bu şarkıyı dinle, harika.)


25. live (yaşamak):
I live in a small town near the sea.
(Denize yakın küçük bir kasabada yaşıyorum.)


26. look (bakmak):
Look at that beautiful sunset.
(Şu güzel gün batımına bak.)


27. make (yapmak):
She makes delicious cakes.
(O lezzetli kekler yapar.)


28. need (ihtiyacı olmak):
I need some water, I’m thirsty.
(Su ihtiyacım var, susadım.)


29. pay (ödemek):
How much did you pay for this jacket?
(Bu ceket için ne kadar ödedin?)


30. play (oynamak):
Do you play any musical instruments?
(Herhangi bir müzik aleti çalıyor musun?)


31. put (koymak):
Put your coat on, it’s cold outside.
(Montunu giy, dışarısı soğuk.)


32. read (okumak):
I like to read books before going to bed.
(Yatmadan önce kitap okumayı severim.)


33. say (söylemek):
What did he say to you?
(O sana ne söyledi?)


34. see (görmek):
I can’t see anything, it’s too dark.
(Hiçbir şey göremiyorum, çok karanlık.)


35. send (göndermek):
I’ll send you an email with the details.
(Detayları içeren bir e-posta göndereceğim.)


36. show (göstermek):
Can you show me how to use this app?
(Bana bu uygulamayı nasıl kullanacağını gösterebilir misin?)


37. sleep (uyumak):
I usually sleep for eight hours.
(Ben genellikle sekiz saat uyurum.)


38. start (başlamak):
The movie starts at 8 pm.
(Film saat 8’de başlıyor.)


39. stay (kalmak):
I’m staying at a hotel near the airport.
(Havaalanına yakın bir otelde kalıyorum.)


40. take (almak):
Take this medicine twice a day.
(Bu ilacı günde iki kez al.)


41. talk (konuşmak):
Let’s talk about your plans for the future.
(Hadi senin gelecek planların hakkında konuşalım.)


42. tell (söylemek):
Tell me a story.
(Bana bir hikaye anlat.)


43. think (düşünmek):
What do you think of this painting?
(Bu resim hakkında ne düşünüyorsun?)


44. try (denemek):
Try this cake, it’s delicious.
(Bu keki dene, çok lezzetli.)


45. use (kullanmak):
How do you use this machine?
(Bu makineyi nasıl kullanıyorsun?)


46. walk (yürümek):
I walk to school every day.
(Her gün okula yürüyerek giderim.)


47. want (istemek):
I want to travel the world.
(Dünyayı gezmek istiyorum.)


48. watch (izlemek):
I like to watch movies on Netflix.
(Netflix’te film izlemeyi severim.)


49. work (çalışmak):
I work as a journalist.
(Bir gazeteci olarak çalışıyorum.)


50. write (yazmak):
He writes poems and stories.
(O şiirler ve hikayeler yazar.)

Bir yanıt yazın