Rusça Diyalog – Hediyelik Kilim Seçimi

Hediyelik kilim seçimi – Вы́бор сувени́рного ко́врика

Satıcı: Buyurun. Oturun. Sigara içer misiniz?
Satıcı: Добро́ пожа́ловать. Сади́тесь. Жела́ете закури́ть?

Karl: Teşekkür ederim. Sigara kullanmıyorum.
Karl: Большо́е спаси́бо. Куре́ние не в мои́х пра́вилах.

Satıcı: Çok iyi. Ben de bırakmak istiyorum. Çay?
Satıcı: Прекра́сно. Я то́же хочу́ бро́сить. Чай?

Karl: Teşekkür ederim. Kilimlere bakmak istiyorum.
Karl: Большо́е спаси́бо. Хоте́л бы посмотре́ть ко́врики.

Satıcı: Tabii efendim. Buyurun. Oturun. Do you speak English?
Satıcı: Коне́чно, уважа́емый. Проходи́те. Сади́тесь. Вы говори́те по-англи́йски?

Karl: İngiliz değilim. İsveçliyim.
Karl: Я не англича́нин. Я швед.

Satıcı: İsveçlisiniz! Vallahi, İsveççe bilmiyorum. Çok iyi Türkçe konuşuyorsunuz.
Satıcı: Вы швед! Эх, по-шве́дски не зна́ю. Вы о́чень хорошо́ говори́те по-туре́цки.

Karl: Sağ olun. Acelem var. İşime gidiyorum.
Karl: Да бу́дет так. Я тороплю́сь. На рабо́ту на́до е́хать.

Satıcı: Tamam abi. Kilim mi, halı mı istiyorsunuz?
Satıcı: Хорошо́, брат. Ко́врик и́ли ковёр ты хо́чешь?

Karl: Kilim.
Karl: Ко́врик.

Satıcı: Hangi renk? Bu mavi kilim çok güzel.
Satıcı: Како́го цве́та? Э́тот си́ний ко́врик о́чень красив.

Karl: Güzel. Ama ben yeşil istiyorum.
Karl: Красив. Но я хочу́ зелёный.

Satıcı: Bu motif nasıl?
Satıcı: С каки́м узо́ром?

Karl: Şu motif çok güzel. Çok iyi, ama kilim çok büyük.
Karl: Э́то узо́р о́чень красив. О́чень хоро́ш, но э́тот ко́врик сли́шком большо́й.

Satıcı: Bir dakika. Daha küçüğüne bakayım.
Satıcı: Одну́ мину́ту. Ещё посмотрю́ ма́ленький.

Bir dakika sonra…
Одну́ мину́ту спустя́…

Satıcı: İşte! Hemen hemen aynı, ve daha küçük.
Satıcı: Нашёл! Практи́чески тако́й же и доста́точно ма́ленький.

Karl: Evet, çok güzel. Ne kadar?
Karl: Да, о́чень краси́вый. Ско́лько сто́ит?

Satıcı: Bu kilim çok özel, çok kaliteli.
Satıcı: Э́тот ко́врик о́чень осо́бенный, о́чень ка́чественный.

Karl: Kaç para?
Karl: Ско́лько де́нег?

Satıcı: Kırk bin lira.
Satıcı: Со́рок ты́сяч лир.

Karl: Allah Allah. Şaka yapıyorsunuz. Yirmi bin mi?
Karl: Ого́! Вы шутите. Два́дцать ты́сяч?

Satıcı: Kırk bin efendim. Pazarlık yapmıyoruz bu dükkanda.
Satıcı: Со́рок ты́сяч, уважа́емый. В э́том магази́не торг не ведётся.

Karl: Yirmi beş bin.
Karl: Два́дцать пять ты́сяч.

Satıcı: Olmaz. Bakın, biz böyle kilimleri yirmi beş bin alıyoruz.
Satıcı: Невозмо́жно. Смотри́те, мы таки́е ковры́ са́ми покупа́ем за два́дцать пять ты́сяч.

Karl: Yirmi altı o zaman.
Karl: Двадвать шесть тогда́.

Satıcı: Otuz. Daha ucuz satmıyoruz.
Satıcı: Три́дцать. Ещё деше́вле не продади́м.

Karl: Otuz da çok. En son fiyatınız ne?
Karl: Три́дцать то́же мно́го. Какова́ коне́чная цена́ бу́дет?

Satıcı: Fiş istiyor musunuz?
Satıcı: Чек для возвра́та нало́гов ну́жен?

Karl: İstemiyorum.
Karl: Не хочу́.

Satıcı: Fişsiz, yirmi sekiz bin.
Satıcı: Тогда́ два́дцать во́семь ты́сяч.

Karl: Tamam. Yirmi sekiz iyi.
Karl: Ла́дно. Два́дцать во́семь хорошо́.

Satıcı: Oldu efendim. Kilim sizin.
Satıcı: Сде́лано, уважа́емый. Ко́врик ваш.

Bir cevap yazın