Rusça Dersleri – Ticari Terimler


Rusça iş sektörü terimleri
Деловой турецкий язык

ро́зница

perakende

Купи́ть на́шу проду́кцию о́птом и в ро́зницу мо́жно в специализи́рованных магази́нах.
Ürünlerimizi toptan ve perakende olarak yetkili mağazalardan satın alabilirsiniz.

Они́ не занима́ются прода́жей в ро́зницу.
Onlar perakende satış yapmıyorlar.


догово́р

anlaşma, sözleşme

Ему́ пришло́сь подписа́ть догово́р о неразглаше́нии.
O bir gizlilik anlaşması imzalamak zorunda kaldı.

Покупа́тель обя́зан уплати́ть предусмо́тренную догово́ром ку́пли-прода́жи це́ну това́ра.
Alıcı, satış sözleşmesi ile belirlenen mal bedelini ödemekle yükümlüdür.


вы́годный

karlı, kazançlı, uygun

Мы получи́ли о́чень вы́годное конкуре́нтное преиму́щество.
Çok karlı bir rekabet avantajı elde ettik.

Здесь вы мо́жете обменя́ть валю́ту по вы́годному ку́рсу.
Burada uygun bir kurdan döviz bozdurabilirsiniz.


командиро́вка

iş gezisi

Он ча́сто е́здит по командиро́вкам.
O sık sık iş seyahatlerine çıkar.

Его́ нет в о́фисе, он в командиро́вке в Ита́лии.
O ofiste değil, İtalya’da bir iş gezisinde.


поставщи́к

tedarikçi

Брако́ванные това́ры на́до бу́дет верну́ть поставщику́.
Kusurlu malların tedarikçiye iade edilmesi gerekecek.

Мы нашли́ но́вого поставщика́.
Biz yeni bir tedarikçi bulduk.


контра́кт

kontrat, sözleşme

Согла́сно контра́кту, рабо́ты должны́ зако́нчиться за́втра.
Sözleşmeye göre iş yarın bitmeli.

Мы заключи́ли вы́годный контра́кт.
Biz karlı bir sözleşme yaptık.


перегово́ры

müzakereler, görüşmeler

Перегово́ры зашли́ в тупи́к.
Müzakereler çıkmaza girdi.

Сто́роны се́ли за стол перегово́ров.
Taraflar müzakere masasına oturdu.


сде́лка

anlaşma, uzlaşma

Мы заключи́ли вы́годную сде́лку.
Karlı bir anlaşma yaptık.

Он не пошёл на сде́лку с со́вестью.
O vicdanlı bir anlaşma yapmadı.


ноутбу́к

dizüstü bilgisayarlar

Не ставь ко́фе так бли́зко к ноутбу́ку.
Kahveyi dizüstü bilgisayara çok yakın koymayın.

Батаре́я в моём ноутбу́ке де́ржит не бо́льше ча́са.
Dizüstü bilgisayarımdaki pil, bir saatten fazla dayanmıyor.


встре́ча

toplantı, görüşme

За́втра у́тром я занята́, у меня́ встре́ча с клие́нтом.
Yarın sabah meşgulüm, bir müşteriyle toplantım var.

Мы договори́лись о встре́че на сле́дующей неде́ле.
Biz önümüzdeki hafta görüşmek için anlaştık.


ремонти́ровать

tamir etmek, onarmak

Он зараба́тывает тем, что ремонти́рует кварти́ры.
O daireleri tamir ederek (hayatını) para kazanıyor.

Мою́ маши́ну ремонти́руют.
Benim arabam tamir ediliyor. (Arabam tamirde)


работя́га

çalışan, işçi

Он был сы́ном просто́го работя́ги и учи́тельницы.
O basit bir işçinin ve öğretmenin oğluydu.

Оте́ц хоте́л, что́бы она́ вы́шла за́муж за кого́-нибу́дь богача́, а не работя́гу.
Babası, onun (kızının) bir işçiyle değil, zengin biriyle evlenmesini istiyordu.


порабо́тать

iş yapmak, biraz daha çalışmak

Я задержу́сь на час в о́фисе, на́до ещё порабо́тать.
Bir saat ofiste kalacağım, biraz daha çalışmam gerek.

Мы хорошо́ порабо́тали.
Biz iyi iş yaptık.


подраба́тывать

ek iş yapmak, yan gelir sağlamak

Будучи студе́нтом, она́ подраба́тывала, что́бы свести́ концы́ с конца́ми.
Öğrenci olarak, geçimini sağlamak için yarı zamanlı çalıştı.

По выходны́м она́ подраба́тывает ня́ней.
O hafta sonları dadı olarak ek iş yapıyor (çalışıyor).


колле́га

çalışma (iş) arkadaşı, meslektaş

У нас с колле́гами хоро́шие отноше́ния.
Meslektaşlarım ve benim iyi bir ilişkimiz var.

Колле́га подвёз меня́ до до́ма.
Bir meslektaşım beni eve kadar bıraktı.


отгу́л

izin, izin almak

Я хочу́ попроси́ть отгу́л на за́втра.
Yarın için izin almak istiyorum.

Он сего́дня в отгу́ле.
O bugün izinde. (O bugün izinli)


сотру́дник

çalışan, eleman

Сотру́дники компа́нии положи́тельно при́няли нововведе́ния.
Şirket çalışanları yenilikleri olumlu olarak kabul ettiler.

Сотру́дница магази́на укра́ла из ка́ссы 20 ты́сяч рубле́й.
Mağazanın çalışanı, kasadan 20 bin ruble çalmış.


резюме́

CV, özgeçmiş

Он разосла́л своё резюме́ в дю́жину ра́зных компа́ний.
O kendi özgeçmişini onlarca farklı şirkete gönderdi.

Гра́мотно соста́вленное резюме́ повы́сит ва́ши ша́нсы быть приглашённым на собесе́дование.
İyi yazılmış bir özgeçmiş, bir iş görüşmesine çağrılma şansını artıracaktır.


безрабо́тный

işsiz

В настоя́щее вре́мя он безрабо́тный.
Şu anda (şu sıralar) o işsiz.

За 2017-й год число́ безрабо́тных вы́росло на 2%.
2017 yılında işsiz sayısı % 2 oranında arttı.


увольня́ть

çıkarmak, kovmak, işten çıkarmak
çıkarılmak, kovulmak, işten çıkarılmak

Коммерса́нты про́сят позво́лить им увольня́ть сотру́дников за утра́ту дове́рия.
İş adamları, güven kaybı nedeniyle çalışanların işten çıkarılmasına izin veriyorlar.

Тебя́ когда́-нибудь увольня́ли?
Sen hiç kovuldun mu? (Seni hiç kovdular mı?)


увольне́ние

kovulma, çıkarılma, atılma

В компа́нии прохо́дят ма́ссовые увольне́ния.
Şirkette büyük çaplı işten çıkarmalar yaşanıyor.

При увольне́нии сотру́днику поло́жена компенса́ция за неиспо́льзованный о́тпуск.
İşten çıkarılmalarda, çalışanın kullanılmayan tatilleri için tazminat alma hakkı vardır.


собесе́дование

mülakat, görüşme

У меня́ в три часа́ собесе́дование по по́воду но́вой рабо́ты.
Yeni bir iş için saat üçte görüşmem var.

Он не пришёл на собесе́дование.
O görüşmeye (mülakata) gelmedi.


о́пыт

deneyim, tecrübe

У него́ бога́тый о́пыт в э́той сфе́ре.
Onun bu alanda çok zengin bir tecrübesi var.

О́пыт – э́то така́я шту́ка, кото́рая прихо́дит сра́зу по́сле того́, как была́ нужна́.
Deneyim, ihtiyaç duyduğunuz anda gelen bir şeydir.

уво́лить

kovulmak

Его́ уво́лили за несоотве́тствие занима́емой до́лжности.
Mesleki uygunsuzluktan dolayı onu kovdular.

Е́сли ты бу́дешь продолжа́ть в э́том же ду́хе, нам ничего́ друго́го не оста́нется, кро́ме как тебя́ уво́лить.
Eğer bu şekilde devam edersen seni kovmaktan başka seçeneğimiz olmayacak.

соиска́тель

aday, başvuru sahibi

В по́исках рабо́ты соиска́тель прохо́дит станда́ртный путь от получе́ния информа́ции о вака́нсиях и компа́ниях к приня́тию реше́ния.
İş arayan bir aday, boş pozisyonlar ve şirketler hakkında bilgi almaktan karar vermeye kadar standart yolu geçer.

Ры́нок труда́ сего́дня предлага́ет соиска́телям ма́ссу вака́нсий.
Günümüzde iş sektörü, iş arayanlara çok sayıda boş iş imkanı sunmaktadır.

рабо́тать

çalışmak

Ты где рабо́таешь сейча́с?
Sen şimdi nerede çalışıyorsun?

Я там рабо́тала два го́да наза́д.
Ben iki yıl önce orada çalıştım.


опеча́тка

yazım hatası, yanlış baskı

В те́ксте допу́щена доса́дная опеча́тка.
Metinde sinir bozucu bir yazım hatası var.

Кто отвеча́ет за печа́ть? Сто́лько опеча́ток в те́ксте!
Baskıdan kim sorumlu? Metinde çok fazla yanlış baskı var!


лист

yaprak 

О́сенью с дере́вьев опада́ют листья.
Sonbaharda ağaçlardan yapraklar düşer.

Я поре́залась листо́м бума́ги.
Bir kağıt parçasıyla kendimi kestim?


подсиде́ть

birinin pozisyonuna göz dikmek
yer, pozisyon değiştirmek

Все счита́ют, что ты подсиде́л Анто́на.
Herkes senin Anton’un yerine göz diktiğini düşünüyor.

Он пережива́ет, что его́ мо́гут подсиде́ть в компа́нии.
O şirkette yerinin değiştirilmesinden endişe ediyor.


полу́чка

ödeme

Полу́чка у нас два ра́за в ме́сяц.
Biz ayda iki kez ödeme alıyoruz.

Могу́ я заня́ть у тебя́ до полу́чки?
Ödeme (maaş) gününe kadar senden borç alabilir miyim?


о́тпуск

tatil

Когда́ у тебя́ о́тпуск?
Senin tatilin ne zaman?

Че́рез неде́лю я уезжа́ю в о́тпуск на мо́ре.
Bir hafta sonra denize tatile gidiyorum.


зараба́тывать

para kazanmak

Ско́лько ты там зараба́тываешь, е́сли не секре́т?
Eğer senin için sır değilse, orada ne kadar kazanıyorsun?

Зараба́тывает он не мно́го, но на жизнь хвата́ет.
O fazla kazanmıyor ama yaşayacak kadar parası var.


зарпла́та

maaş

За после́дние два го́да его́ зарпла́та вы́росла в три ра́за.
Son iki yılda onun maaşı üç kat arttı.

На каку́ю зарпла́ту вы рассчи́тываете?
Ne kadar maaş alacağınızı düşünüyorsunuz?

Bir cevap yazın