İşinize Yarayacak Faydalı Rusça Cümleler

Э́то кни́га мое́й ма́мы.
Bu kitap benim annemin.
Bu benim annemin kitabı.

В э́том магази́не нет хле́ба.
Bu markette ekmek yok.

Э́тот стол сде́лан из де́рева.
Bu masa ağaçtan yapılmıştır.

Две ча́шки ко́фе.
İki fincan kahve.

Немно́го воды́.
Biraz su.

В ко́мнате мно́го сту́льев, но нет стола́.
Odada çok fazla sandalye var ama masa yok.

Мо́жно мне стака́н со́ка?
Bir bardak meyve suyu alabilir miyim?

у – yanında

У окна́ стои́т стол.
Pencerenin yanında bir masa var.
Pencerenin yanında bir masa duruyor.

Мне пора́, у меня́ есть дела́.
Gitmem gerek, yapmam gereken şeyler var.
Gitmem gerek, işlerim var.

для – için

Для меня́ это сли́шком тру́дно.
Bu benim için çok zor.

Тут для тебя́ письмо́.
İşte size bir mektup.
Burada senin için bir mektup var.

из – den, dan

Он из друго́го го́рода.
O başka bir şehirden.
O farklı bir şehirden.

Э́ти боти́нки сде́ланы из ко́жи.
Bu ayakkabılar deriden yapılmıştır.

без – siz, olmadan

Без тебя́ так пло́хо.
Sensiz çok kötü.
Sen olmadan çok kötü.

Он говори́т без остано́вки.
O durmadan konuşuyor.

до – kadar
от – den, dan

От до́ма до шко́лы пять мину́т пешко́м.
Evden okula kadar beş dakika yürüme mesafesinde.

около, возле – yanında, yakınında, yaklaşık

Чемода́н стои́т во́зле две́ри.
Bavul kapının yanında duruyor.

Припарку́йся где́-нибудь о́коло до́ма.
Evin yakınında bir yere park edin.

внутри – içinde

Что внутри́ коро́бки?
Kutunun içinde ne var?

после – sonra

Что ты де́лаешь по́сле рабо́ты?
İşten sonra ne yapıyorsun?
İşten sonra ne yaparsın?

вокруг – etraf, çevre

Что ты ви́дишь вокру́г себя́?
Kendi etrafında ne görüyorsun?
Kendi çevrende ne görüyorsun?

Э́ти цветы́ для меня́.
Bu çiçekler benim için.

Для тебя́ тут письмо́.
Burada senin için bir mektup var.

Её / Его здесь нет.
O burada değil.
O burada yok.

Все согласи́лись, кро́ме него́.
O hariç herkes kabul etti.
Onun dışında herkes kabul etti.

Для нас э́то ва́жно.
Bizim için bu önemli.
Bu bizim için önemlidir.

Мы пригото́вили для них сюрпри́з.
Biz onlara bir sürpriz hazırladık.
Biz onlar için bir sürpriz hazırladık.

У э́того ма́льчика бога́тая фанта́зия.
Bu çocuğun zengin bir hayal gücü var.
Bu çocukta zengin bir hayal gücü var.

Мы хоти́м получи́ть креди́т, что нам для э́того ну́жно?
Kredi almak istiyoruz, bunun için neye ihtiyacımız var?
Kredi çekmek istiyoruz, bunun için ne yapmamız gerekiyor?

По́сле того́ слу́чая он бои́тся води́ть маши́ну.
O bu olaydan sonra, araba kullanmaktan korkuyor.
O bu olaydan sonra, araba sürmekten korkuyor.

Спроси́ доро́гу у той де́вушки.
O / oradaki kıza yolu sor.
Şu / şuradaki kıza yolu sor.

У меня́ нет э́тих бума́г.
Bu evraklara sahip değilim.
Bende bu evraklar yok.

Э́то пода́рок для мои́х роди́телей.
Bu hediye benim ailem için.

У нас нет ва́ших де́нег.
Bizde sizin paranız yok.
Sizin paralarınız bizde değil.

Како́й но́мер у её автомоби́ля?
Onun arabasının plakası nedir?
Onun arabasının plaka numarası nedir?

Доста́нь ключи́ из моего́ карма́на.
Anahtarları benim cebimden çıkar.

Я покупа́ю пода́рок сестре́.
Kız kardeşime hediye alıyorum.
Kız kardeşime hediye satın alıyorum.

Он пи́шет письмо́ роди́телям.
O anne ve babasına bir mektup yazıyor.
O ebeveynlerine mektup yazıyor.

Передава́й отцу́ приве́т от меня́.
Babana benden selam söyle.

к – …. doğru

Мы идём в го́сти к мое́й ба́бушке.
Büyükanneme (doğru) misafirliğe gidiyoruz.

Э́то пла́тье не подхо́дит к мои́м ту́флям.
Bu elbise benim ayakkabılarıma uymuyor.
Bu elbise benim ayakkabılarıma yakışmıyor.
Bu elbise benim ayakkabılarıma gitmiyor.
Bu elbise benim ayakkabılarıma göre değil.

по – te, ta, de, da

Мы идём по у́лице.
Biz sokakta yürüyoruz.
Biz sokakta gidiyoruz.

По како́й причи́не вы отказа́лись?
Hangi gerekçeyle reddettiniz? (gerekçe)
Hangi sebepten ötürü reddettiniz? (sebep)
Neden dolayı reddettiniz? (neden dolayı)

согла́сно – ….göre

Всё сде́лано согла́сно прика́зу.
Her şey emre göre yapıldı.

благодаря́ – sayesinde

Мы купи́ли э́ту кварти́ру благодаря́ по́мощи родны́х.
Biz bu daireyi akrabalarımızın yardımı sayesinde aldık.

дава́ть / дать – vermek

дари́ть / подари́ть – hediye etmek, hediye vermek

посыла́ть / посла́ть – göndermek, yollamak

расска́зывать / рассказа́ть – anlatmak

говори́ть / сказа́ть – konuşmak, söylemek

отвеча́ть / отве́тить – cevap vermek, cevaplamak, yanı vermek, yanıtlamak

сове́товать / посове́товать – tavsiye etmek, önermek

звони́ть / позвони́ть – telefonla aramak, telefon etmek

писа́ть / написа́ть – yazmak

объясня́ть / объясни́ть – açıklamak

помога́ть / помо́чь – yardım etmek

покупа́ть / купи́ть – satın almak

предлага́ть / предложи́ть – teklif etmek, sunmak

пока́зывать / показа́ть – göstermek

Он показа́л нам доро́гу.
O bize yolu gösterdi.

Она́ мне не отве́тила.
O bana cevap vermedi.

Что тебе́ подари́ли на день рожде́ния?
Doğum gününde ne hediye aldın.
Doğum gününde sana ne hediye ettiler.

Мы помогли́ сосе́дке донести́ тяжёлые су́мки до до́ма.
Biz komşumuza ağır çantaları eve taşıması için yardım ettik.

Дай мне вон ту па́пку, пожа́луйста.
O / şu klasörü bana ver, lütfen.

Он рассказа́л нам после́дние но́вости.
O bize son haberleri anlattı.

Она́ написа́ла мне письмо́.
O bana bir mektup yazdı.

Ты позвони́ла роди́телям?
Aileni aradın mı?
Ailene telefon ettin mi?

Магази́н предлага́ет покупа́телям вы́годные це́ны.
Mağaza, müşterilere uygun fiyatlar sunuyor.

Дай мне э́то.
Onu / şunu bana ver.

Я не могу́ тебе́ помо́чь.
Sana yardım edemem.

Они́ не даю́т ему́ еды́.
Onlar ona yemek vermiyorlar.

Мы скуча́ем по вам.
Biz sizi özlüyoruz.

Я э́тому не ве́рю.
Ben buna inanmıyorum.

пересмотре́ть – tekrar / yeninden gözden geçirmek

Мы должны́ пересмотре́ть своё отноше́ние к э́тому челове́ку.
Biz bu adama karşı tutumumuzu yeniden gözden geçirmeliyiz.

Он подари́л цветы́ той же́нщине, кото́рую люби́л.
O çiçekleri sevdiği kadına verdi.

Э́тим лю́дям соверше́нно нельзя́ доверя́ть.
Bu insanlara kesinlikle güvenilemez.

Э́то пода́рок моему́ брату́.
Bu hediye benim kardeşime.
Bu hediye benim kardeşim için.

Твое́й де́вушке нра́вятся цветы́?
Kız arkadaşın çiçekleri sever mi?

Её дру́гу нра́вится, как она поёт.
Onun arkadaşı, onun şarkı söylemesini seviyor.
Onun arkadaşı, onun şarkı söylemesinden hoşlanıyor.
Kızın şarkı söylemesi arkadaşının hoşuna gidiyor.

Мы хоти́м подари́ть цветы́ на́шей учи́тельнице.
Biz öğretmenize çiçek hediye etmek istiyoruz.

Предлага́ем ва́шему внима́нию э́ту нови́нку…
Bu yeni ürünü dikkatinize sunuyoruz…

направля́ться – yönelmek

Мы направля́емся к их до́му.
Biz onların evine (doğru) yöneliyoruz.

Он ест чи́псы.
O cips yiyor.

Я люблю́ мою́ семью́.
Ben ailemi seviyorum.

Мы идём в теа́тр.
Biz tiyatroya gidiyoruz.

Мы перешли́ че́рез доро́гу.
Biz yolu geçtik.
Biz yolun karşına geçtik.

Положи́ докуме́нты на стол.
Evrakları masanın üzerine koy.
Evrakları masaya koy.

Он поста́вил су́мку за кре́сло.
O çantayı koltuğun arkasına koydu.

Я люблю́ петь под гита́ру.
Gitarla şarkı söylemeyi severim / seviyorum.

Я уда́рилась о ка́мень.
Ben bir taşa vurdum.
Ben bir taşa çarptım.

Спаси́бо за по́мощь.
Yardımın / yardımınız için teşekkür ederim.

Про него́ – Onun hakkında
Про него́ говоря́т, что он хоро́ший специали́ст.
Onun hakkında, onun iyi bir uzman olduğunu söylüyorlar.

Магази́н закрыва́ется че́рез час.
Mağaza bir saat içinde kapanıyor.

Спустя́ вре́мя – Bir süre sonra (bir süre geçtikten sonra)

Спустя́ вре́мя все всё забы́ли.
Bir süre sonra herkes her şeyi unuttu.

Вы меня́ понима́ете?
Siz beni anlıyor musunuz?

Я тебя́ не ви́жу.
Ben seni görmüyorum.

Ты его́ ви́дишь?
Sen onu görüyor musun?

В него́ стреля́ли.
Onu vurdular.
O vuruldu.
Ona ateş ettiler.
Ona ateş edildi.

Вот кни́га, прочита́й её.
İşte kitap, oku onu.

Знать – Bilmek, Tanımak

Мы их не зна́ем.
Biz onları tanımıyoruz.

Я ви́дел э́тот фильм.
Ben filmi izledim / izlemiştim.
Ben bu filme baktım / bakmıştım.
Ben bu filmi seyrettim / seyretmiştim.

Я зна́ю э́того мужчи́ну.
Ben bu adamı tanıyorum.

Ты чита́л э́ту кни́гу?
Sen bu kitabı okudun mu?

Ты зна́ешь э́ту же́нщину?
Sen bu kadını tanıyor musun?

Хо́чешь э́то моро́женое?
Bu dondurmayı ister misin?

Ты зна́ешь э́то живо́тное?
Sen bu hayvanı biliyor musun?

Я впервы́е ви́жу э́тих люде́й.
Ben bu insanları ilk kez görüyorum.
Ben bu insanları ilk defa görüyorum.

Ты чи́тал э́ти журна́лы?
Sen bu dergileri okudun mu?

Он вошёл в то зда́ние.
O şu binaya girdi.

Я споткну́лся о тот ка́мень.
Ben şu kayaya takıldım.

Ты зна́ешь моего́ бра́та?
Sen benim erkek kardeşimi tanıyor musun?

Ты ви́дел мой но́вый велосипе́д?
Sen benim yeni bisikletimi gördün mü?

Кто взял мою́ кру́жку?
Benim kupamı kim aldı?
Kim benim kupamı aldı?

Кто взял мои́ нау́шники?
Benim kulaklığımı kim aldı?

Ты не ви́дел мою́ сестру́?
Sen benim kız kardeşimi gördün mü?

Ты не ви́дел мои́х сестёр?
Sen benim kız kardeşlerimi gördün mü?

Я не ви́дел ва́шего отца́.
Ben sizin babanızı görmedim.

Он не смотре́л в их сто́рону.
O onların tarafına bakmadı.

Я откры́ла дверь ключо́м.
Ben kapıyı anahtarla açtım.

Он пнул мяч ного́й.
O topa ayağı ile vurdu.
O ayağıyla topa vurdu

Он ушёл гуля́ть с детьми́.
O çocuklarla gezmeye çıktı.
O çocuklarla yürümeye gitti.
O çocuklarla dolaşmaya çıktı.

Мы с тобо́й давно́ знако́мы.
Biz seninle uzun zamandır tanışıyoruz.

рабо́тать – çalışmak
быть – olmak
явля́ться – olmak, oluşmak, meydana gelmek
станови́ться – olmak, meydana gelmek
оказа́ться – oluşmak, görünmek, meydana gelmek
каза́ться – gözükmek
занима́ться – bir şeyle meşgul olmak, uğraşmak, ilgilenmek
интересова́ться – ilgilenmek
управля́ть – yönetmek, idare etmek
владе́ть –sahip olmak, kontrol etmek
облада́ть – sahip olmak
торгова́ть – ticaret yapmak
горди́ться – gurur duymak
по́льзоваться – kullanmak
рискова́ть – risk almak
е́здить – gitmek

Он рабо́тает учи́телем.
O öğretmen olarak çalışıyor.

Э́то ка́жется интере́сным.
Bu ilginç gözüküyor / görünüyor.

Вы интересу́етесь поли́тикой?
Politika ile ilgileniyor musunuz?
Politikayla ilgileniyor musunuz?

Его́ роди́тели им гордя́тся.
Onun ailesi onunla gurur duyuyor.

ме́жду – arasında
пе́ред – öncesi, öncesinde, önü, önünde
ря́дом – yanında, yakınında
над – yukarıda, üstte, üstünde, üzerinde

под – altında, aşağıda, aşağısında
за – arkada, arkasında
c – ile

Ме́жду на́ми два ме́тра.
Bizim aramızda 2 metre var.

Над го́родом ту́чи.
Şehrin üzerinde / üstünde bulutlar var.

Он останови́лся пе́ред две́рью.
O kapının önünde durdu.

Я с удово́льствием помогу́ вам.
Ben size zevkle yardım edeceğim.

Ты пойдёшь со мной?
Sen benimle gelecek misin?

Я пе́ред тобо́й ни в чём не винова́та.
Senin önünde hiçbir şeyden suçlu değilim.

Мы им горди́мся.
Biz onunla gurur duyuyoruz.

Наде́юсь, с ней ничего́ не случило́сь.
Umarım ona bir şey olmamıştır.

Он у́чится вме́сте с на́ми.
O bizimle birlikte ders çalışıyor.

С ва́ми всё в поря́дке?
İyi misiniz?
Her şey yolunda mı?

У меня́ с ни́ми хоро́шие отноше́ния.
Benim onlarla iyi ilişkilerim var.

Э́тим прое́ктом руководи́т мой брат.
Kardeşim bu projeye öncülük ediyor.

Мы пое́дем с э́тими су́мками.
Biz bu çantalarla gideceğiz.

Тем ве́чером нас не́ было до́ма.
Biz o akşam evde değildik.

Мы не согла́сны с э́тим.
Biz buna katılmıyoruz.

Я по́лностью согла́сен с ва́шими аргуме́нтами.
Ben sizin argümanlarınıza tamamen katılıyorum.

Я е́ду с мои́м бра́том.
Ben erkek kardeşimle gidiyorum.

Учи́тель был возмущён их поведе́нием.
Öğretmen onların davranışlarına kızdı.

Что случи́лось с твое́й маши́ной?
Arabana ne oldu?

Я не по́льзуюсь их ключа́ми, у меня́ свои́.
Onların anahtarlarını kullanmıyorum, kendimde / benim kendimin var.

о / об – hakkında

Я ду́маю о тебе́.
Ben senin hakkında düşünüyorum.
Ben seni düşünüyorum.

Они́ мечта́ют об о́тдыхе.
Onlar tatil hakkında hayal kuruyorlar.
Onlar tatili hayal ediyorlar.

в/во – de, da, te, ta

Они́ гуля́ют во дворе́.
Onlar bahçede yürüyorlar.

Она́ у́чится в шко́ле.
O okulda öğrenim görüyor.
O okulda okuyor.

при – önünde, huzurunda, karşısında

Не руга́йся при де́тях.
Çocukların önünde kötü söz söyleme.
Çocukların karşısında küfür etme.
Çocukların huzurunda kötü söz söyleme.

при себе́ – yanında

У него́ при себе́ нет де́нег.
Onun yanında parası yok.

на – de, da, te, ta, üzerinde, üstüne

Вчера́ я была́ на рабо́те.
Dün ben işteydim.

Твои́ ключи́ лежа́т на моём столе́.
Senin anahtarların benim masamın üzerinde duruyor.

Как на мне смо́трится э́то пальто́?
Bu palto benim üzerimde nasıl görünüyor?
Bu palto benim üzerimde nasıl duruyor?

всё вре́мя – her zaman, sürekli

Я всё вре́мя ду́маю о тебе́.
Ben sürekli senin hakkında düşünüyorum.
Ben sürekli seni düşünüyorum.

Вы в нас не разочару́етесь.
Bizden dolayı hayal kırıklığı yaşamayacaksınız.
Bizden dolayı hayal kırıklığına uğramayacaksınız.

О вас здесь хорошо́ отзыва́ются.
Burada sizin hakkınızda iyi konuşuyorlar.

Не люблю́ ту́фли на каблука́х, в них неудо́бно.
Yüksek topuklu ayakkabıları sevmiyorum, rahat değiller.

Он живёт в э́том до́ме.
O bu evde yaşıyor.

Я ничего́ об э́том не зна́ю.
Ben bunun hakkında hiçbir şey bilmiyorum.

По́мнишь, как мы ра́ньше гуля́ли по э́той у́лице?
Bu sokakta önceden nasıl yürüdüğümüzü, hatırlıyor musun?

На э́тих выходны́х мы е́дем к роди́телям.
Bu hafta sonu ailelerimizi gidiyoruz.

На тех выходны́х мы бы́ли в кино́.
Geçen hafta sonu biz sinemadaydık.

В том до́ме никто́ не живёт.
O / şu evde hiç kimse yaşamıyor.

Кни́га вон на той по́лке.
Kitap o / şu rafta.

В том зда́нии нахо́дится больни́ца.
O binada hastane bulunmaktadır.
Bu bina hastane binasıdır.

Он живёт в моём до́ме.
O benim evimde yaşıyor.

Он не зна́ет о твои́х чу́вствах к нему́.
O senin ona olan hislerini bilmiyor.
O senin ona karşı olan hislerini bilmiyor.

На его́ пе́снях вы́росло це́лое поколе́ние.
Bütün nesil onun şarkılarıyla büyüdü.

О на́ших достиже́ниях написа́ли в газе́те.
Gazetede bizim başarılarımızı yazdılar.

На ва́шем ме́сте я бы испуга́лся.
Sizin yerinizde olsam, korkardım.

Bir cevap yazın